Sonbahar’ın Gözdesi Bolu ve Bolu’nun Gözde Gölleri

Bolu’ya Gitmeye Nasıl Karar Verdik? Bolu’ya gitmeye nasıl karar verdiğimizi açıklamadan önce şu sorunun yanıtını verelim: “Sonbaharın doğa üzerinde yarattığı renk cümbüşünü en iyi nerede görebilirsiniz?” Hiç şüphesiz “Bolu”…. Instagram hesabımı açtığımdan beri başta Yedigöller olmak üzere Bolu’da yer alan bütün göllerin fotoğraflarını hayranlıkla takip ediyorum. Mevsimlerden sonbaharsa hem gökkuşağının bütün renklerini ağaç yapraklarında görebiliyorsunuz, […]

İlk blog ilk heyecan :) sinop-amasra-safranbolu

Merhabalar 🙂 şartlar el verdikçe gezen bir insan olarak arkadaşlarımın önerisiyle blog yazmaya karar verdim. İlk olacağı için acemiliğim ve teknik aksaklıklar için şimdiden özür diliyorum 🙂 neyse hızlıca geziye başlayalım..Trabzon’dan başlayacak olan gezimizi Sinop-Amasra-Safranbolu-Alanya-Olimpos-Fethiye-Didim-Kuşadası-Ürgüp gibi yerlere günübirlik giderek tamamladık. Blogun ilk kısmında Sinop Amasra ve Safranbolu’dan bahsedeceğim. Gelelim ayrıntılara 🙂

Abimle (Erdinç) planladığımız bu geziye yakın arkadaşım( Ahmet nam-ı diğer Ahmedov) ve onun da yakın arkadaşı Alican’ın aynı yerlere gitmeleri sebebiyle 4 kişi başladık. 28 Temmuz Gece 12 sularında Trabzon’dan yola çıktık. Aracımızla (ilk göz ağrımız 2011 Ford Focus)  yaklaşık 6.5 saat süren yolculuk sonunda Sinop İnceburun‘a vardık. Tahmin edersiniz ki o saatte kimsecikler yoktu 🙂

sinop
İnceburun

Türkiye’nin en kuzeyinde biraz vakit geçirdikten sonra şehir merkezine geçtik. Daha önce 2 kez gelmiş olduğum bu şehir artık tanıdık geliyordu. Kalesinin ve meşhur hapishanesinin açılma saatlerini beklerken liman kenarındaki çay bahçesinde karışık tostlarımızı yedik. Biraz dinlendikten sonra yeni açılmış olan kaleden Sinop limanı manzarasına bakışımızı yaptık. Çok oyalanmadan yürüme mesafesindeki (10 dakika) ünlü hapishaneye vardık. Burada Ahmet ve abim müzekart çıkarttılar. Müzekartı herkese öneririm, gerçekten çok işe yarıyor 🙂 1999 yılında kapatılarak müzeye çevrilen hapishane eski günleri gözler önüne seriyor. Aldırma Gönül, Leylim Ley gibi şarkıların şiir yazarı Sabahattin Ali’nin burda hapis yatmış olduğunu öğrenince daha da şaşırıyoruz. Onun için ayrılmış bir bina bile mevcut. Hapishane gezimizi tamamlayıp merakla gitmek istediğimiz Erfelek Şelaleleri‘ne doğru yola koyuluyoruz. Tabelalarla alakalı sıkıntı olabileceği korkusu yolları geçtikçe ortadan kalktı. Tabelaler gayet güzel yerlere konmuş, yönünüzü kaybetme durumunuz yok. Ancak yol zaman zaman bozuluyor. Umarız gittiğimize değer diyor ve devam ediyoruz. Giriş araç için yanlış hatırlamıyorsam 12 TL idi. Şelalerin başladığı alan ayrıca piknik için elverişli bir yer. Zamanı olanlar düşünebilir. Biz hemen şortlarımızı giyip saatlerimizi ayarladıktan sonra şelaleler içinden yolculuğumuza başladık(Yanınıza deniz ayakkabısı ya da sandalet almayı unutmayın).  Tırmanmayı sevmeyenler ya da bu tarz adrenalini yaşamak istemeyenler için şelalelerin yan tarafında patika yol var. Biz dönüş yolu için kullanmayı tercih ettik. İlk şelaleyi tırmanarak geçmenin imkanı yok o yüzden patika yolu kullanarak 2. şelaleye çıktık ve macera orda başladı. Buz gibi suya ayakları sokan Alican bir anda dengesini kaybedince vücudunun büyük kısmı ıslandı ve bizi gülme krizine soktu 🙂

erfelek selalesi
Muhteşem 4lü-Soldan sağa Ahmedov-Alican-Abim ve Bendeniz

Şelaleleri tırmanmak oldukça güzel ve heyecanlıydı. Su gerçekten çok soğuktu ve biz o suya dalmayı düşünüyorduk. Şelalelerin yarısına gelmiştik ki bir amca “Bu su ölüyü diriltir, girmeye cesaretiniz var mı?” diye sordu. Halinden kenidisinin girmiş olduğu anlaşılıyordu. Biz de “İleri ki şelalelerde inşallah ” diyerek yolumuza devam ettik. Son şelalelere yaklaşınca kendimize uygun bir gölet bulduk ve cesaretimizi toplayıp dalışımızı yaptık. Gerçekten ölüyü diriltir mi bilemem ama bizi baya kendimize getirdiği kesin 🙂 O heyecanı herkese tavsiye ederim. Ve 1.5 saatin sonunda yolculuğu tamamladık. Dönüş yolu ise patika yoldan baya sıkıcı bi şekilde yaklaşık 25 dakika sürdü. Erfelek’ten mutlu bir şekilde şehir merkezine Alican’ı bırakmaya döndük. Ama öncesinde abimin özellikle yemek istediği Sırık Kebabı için İzzet Usta’nın Yeri’ne gittik. Şelalelerdeyken internetten bulup aradığımız İzzet Usta bize merkeze yakın olan yerini tarif etmişti.

sirik kebabi
Sırık Kebabı

Bizi oldukça güzel karşıladı ve muhteşem Sırık Kebabı‘nı önümüze getirdi. Afiyetle yedik ve tekrar Alican’ı bırakmak üzere merkeze gittik. Alican’la vedalaştıktan sonra Safranbolu üzerinden Amasra’ya gitmek üzere yola koyulduk. Yol üstündeki Kastamonu’da üniversiteden arkadaşım Volkan’la ve eşiyle de vakit geçirmemek olmazdı. Bir kafede hep beraber tatlılarımızı yedikten sonra akşam saatlerinde Safranbolu’ya ulaştık. Amasra’ya geçmeden önce benzin aldığımız yerdeki abiye Amasra’nın ne kadar süreceğini sorduk. Yarım saat cevabını aldık. Ancak navigasyonumuzda 2 saat gibi bir süre vardı. Yola koyulduğumuzda amcanın tahminlerinde bir sıkıntı olduğunun farkına vardık 🙂 Çünkü yol çok virajlıydı ve mesafe olarak kısa değildi. Akşam saatlerinde kesinlikle tavsiye etmiyorum. Gece 11 sularında Amasra‘ya vardık. Ancak çok şaşkındık, çünkü inanılmaz bir araç ve insan kalabalığı vardı. Zorlukla otelimiz Balkaya Pansiyon‘a yerleştik. Bizce 3 kişi için odası gayet iyiydi. Gece sahil kesimini ve kale tarafını biraz gezdikten sonra güzelce uyuduk. Sabah erken saatlerde kalkıp yan taraftaki pastahaneden kahvaltımızı yaptıktan sonra Amasra salatasını tatmadan olmaz dedik.

salata
Amasra Salatası

3 kişilik salataya 24 TL verdikten sonra Ağlayan Ağaç‘ı aramaya koyulduk. Biz ağacı adalara bakarak ararken yanımızdaki kuruyan ağacın Ağlayan Ağaç olduğunu öğrenince şok olduk 🙂 Kalan Amasra turumuzu tamamlayıp denize girebileceğimiz yer aramaya başladık. Bartın İnkumu Plajı‘nı gözümüze kestirip oraya doğru yola çıktık. Gayet güzel bir halk plajı vardı. Denizi temizdi. Beklentilerimizi karşıladığını söyleyebilirim. 1 saat kadar orda vakit geçirdikten sonra Batı Karadeniz’deki son durağımız Safranbolu‘na yolculuğa çıktık. Akşam saatlerinde karanlık ve yorucu olan bu yol, gündüz vaktinde muhteşem bir görüntü almıştı. Ağaçların arasından yapılan yolculuk gerçekten zevkliydi. Safranbolu’na vardığımızda bizi Hıdırlık Seyir Tepesi karşılıyor. Orda Eski Safranbolu dediği yerleri ve muhteşem evleri görmek mümkün. Aracınızı buraya ve yakınlara parkedip çarşı kısmına geçebilirsiniz. Daha önce Şirince’yi görenler için söylüyorum ben bir farklılık göremedim. Ama ikisi de gezilip görülmesi gereken yerler bence. Safranbolu’ya gitmişken 10 kilometre yakınındaki Kristal Teras‘ı görmemek ayıp olur dedik.

safranbolu
Safranbolu tepeden görünüş

Kristal Teras güzel düşünülmüş ancak bakımsızlık yüzünden güzelliği kalmamış bence.Girişi 3TL. Hemen aşağısında Tokatlı Kanyonu var. Oranın girişi de 2TL. Eğer vaktiniz yoksa orada zaman kaybetmeyin, çok gezilesi bir yer değil 🙂  İyice etrafı gezdikten sonra artık karnımızın acıktığını farkedip Yeni Safranbolu’ya doğru hareket ettik. Kebaplardan sonra karnımız da doydu. Artık Alanya’ya doğru uzuuun bir yolculuğa çıkabiliriz. O da diğer blog’umda inşallah 🙂

Görüşmek üzere…

sinop ceza evi
Sinop Hapishane
sinop ince burun
İnceburun fener
baris akarsu
Amasra – Barış Akarsu heykeli
amasra safranbolu yolu
Amasra Safranbolu Yolu (alıntıdır)
amasra
Amasra – Arka tarafta Atatürk’ün gökyüzüne bakan yüzü
kanyon
Safranbolu Tokatlı Kanyonu
profil sinop kalesi
Sinop Liman
cam tearas
Safranbolu – Kristal Teras
erfelek
Sinop – Erfelek Şelalesi
amasra2
Amasra
amasra3
Amasra-gece liman

Devamı hakkındaİlk blog ilk heyecan 🙂 sinop-amasra-safranbolu