Havuz Tadında Bir Şelale: Hacı Mehmet Şelalesi

GEZİYE NASIL KARAR VERDİK?

Öğretim yılının son aylarında bir yandan gittikçe sıkıcı hale gelen sınav süreci ilerlerken, bir yandan da ara ara kaçamak geziler yaparak enerji toplayıp, motivasyonumuzu artırıyorduk. Karadeniz’in doğuya gittikçe güzelleştiği gerçeğini sadece kabullenmek yerine, gidip yerinde yaşamaya karar verdik. Ama bu iş nasıl olacaktı. Gezi ekibimizin bir kısmı bitirme teziyle uğraşırken, diğer kısmı da yaklaşan final sınavının beraberinde getirdiği nahoş durumun içinde sınıf geçmeye çalışıyordu. Tabi ki de bütün bunlar bizi gezme sevdamızdan alıkoyamadı ve final sınavımızdan sonraki ilk hafta sonunda bir araç kiralayıp 2 günlük bir Artvin gezisi yapmaya karar verdik.

EKİBİMİZ

Gezi ekibimiz dağların, bayırların, çukurların, tepelerin, kısacası tüm yolların fatihi ve aynı zamanda gezmek güzel şey site yöneticisi Serdar abimiz, gördüğünüz tüm manzara fotoğraflarının objektifinin sahibi ve güzel sesi ile yolculuk boyu şarkılarımıza eşlik eden Ceyda ablamız, nerede ne zaman ne şartta olursa olsun onlara göre aynı bana göre hepsi birbirinden farklı 999999………… pozumu hiç söylenmeden çeken, telefon hafızasını doldurduğum, instagram postlarımın mimarı, yılmaz fotoğrafçım Masum ve bendenizden oluşuyor.                                                        

Geleneksel ekip selfimiz

BAŞLIYORUZ

Tüm gezilerimizde olduğu gibi “erken kalkan yol alır” felsefesiyle sabah saat 8’de Trabzon’dan yola çıktık. Açıkçası yapılan programdan haberim bile yoktu. Tek bildiğim Artvin’e gideceğimizdi. Yolculuk başladıktan sonra içimden “Acaba yol üzerinde nerelere uğrayacağız?” sorusunu geçiriyordum. Çünkü SER-TUR (Bu bizim kendi aramızda kullandığımız Serdar abimizin ayrıcalıklı fırsatlarını ifade eden bir kelime. Normalde böyle bir tur şirketi yok yani sakın aramaya kalkmayın. Ama bu ileride olmayacağı anlamına da gelmez.) ayrıcalıklarından ve kalitesinden faydalanmalıydık. Yol üzerinde görülmeye değer bir yer varsa orası kesinlikle bizim programımızda yer alıyordur. Derken birbirinden güzel sürprizler ardı sıra gelmeye başladı. Gezimizin ilk durağı Masum’un kaleme aldığı son zamanların fenomeni Kenan Emicenun Çayluğuydu (tıklayınız.). İkinci durağı ise başlıktan da anlaşılacağı üzere Hacı Mehmet Şelalesi’ydi.

Bütün muhteşemliğiyle bizi bekleyen Hacı Mehmet Şelalesi için sabırsızlanıyoruz 🙂

HACI MEHMET ŞELALESİ’NE NASIL GİDİLİR?

Bahsettiğimiz şelale Rize’nin Fındıklı ilçesine 12 km uzaklıkta olan Gürsu köyünde (Başköy) yer alıyor. Bu nedenle bölgede Gürsu Şelalesi olarak da biliniyor. Gürsu köyüne vardığımızda acaba doğru yolda mıyız diye düşünmeye başladık. Köy yolunda biraz ilerleyince yol yapım çalışması olduğunu gördük. Ekibin üşenmezi olarak Masum araçtan inip kepçe operatörüne şelaleye nasıl gidebileceğimizi sordu. Biz daha Masum’un araca dönüşünü beklemeden adamın beden dilinden yolu iyi bildiğini anlamıştık. Operatörün tarifine göre köyün içinden biraz daha ilerlediğimizde ikiye ayrılan bir yol ve bir de tabela görecektik. Bu tabela sağ tarafa doğru Yaylacılar’ı gösteriyordu. Şelaleye ulaşmak içinse soldan devam etmeliydik. İlerlerken sağda bir elektrik trafosu (trafo demeye bin şahit ister) görecektik ve buradan aşağıya inince şelaleye ulaşmış olacaktık. Gönül rahatlığıyla sol taraftan yola devam ettik.

Fındıklı’dan Gürsu Köyüne ulaşmanız için

                                                                 izlemeniz gereken yolun uydu görüntüsü 

                                                          

         Bahsettiğimiz Yaylacılar yol ayrımı

        Siz sol taraftan devam etmelisiniz

Dere yatağı sağ tarafımızda kalacak şekilde ilerlerken bir türlü şelaleye ulaşamamak bizi yavaş yavaş endişelendirmeye başlamıştı. En sonunda toprak bir yola çıktık ve yolun bittiğini düşündük. Tabi yine ekibimizin üşenmezi Masum araçtan inip yolun gittiği yere bakmaya gitti. Döndüğünde yolun gerçekten bittiği gerçeği ile karşılaştık. Hemen orada çalıların arasında bir adam gören Masum şelaleyi nasıl bulabileceğimizi sordu. Aldığımız cevaba göre şelaleyi çoktan geçmiştik. Geri döndük tabi ki. Yol boyu etrafımıza dikkate bakıyorduk; ancak hiçbir yerde trafo yoktu. Gürül gürül akan derenin su miktarı giderek azalmaya başlamıştı. Acaba farkında olmadan yine şelaleyi geçmiş miydik?

Dere suyu azalmaya başladı. Şelale nerede?

Ne yapsak kime sorsak da şelaleyi bulsak diye düşünürken; araçtan inmeye ve şelaleyi yürüyerek aramaya karar verdik. Ceyda abla ve Serdar abi önde, Masum ve ben arkada yürümeye başladık. İlerlerken Masum’un Rize’de tanıştığı 2 arkadaşı, benim de bizim fakülteden tanıdığım ve aynı zamanda fotoğrafçılıkla ilgilenen bir arkadaşımla karşılaştık. Onlar da tesadüfen şelaleden geliyorlarmış. Dünya gerçekten küçük bir yer ve kiminle nerede ne şekilde karşılaşacağımızı kestiremiyoruz. Bu arada Serdar abimiz sağ olsun sürekli bizim şansımızla yüzleşmesine rağmen bir türlü bizim ne kadar şanslı olduğumuzu kabul edemez. Bu karşılaşma da bizim şansımızı destekler nitelikte olunca yavaş yavaş kabullenmeye başlamıştı artık. Ama hala %100 kabullenememişti. Çünkü ona göre asla bu kadar şanslı olamazdık. Neyse yine ekibin üşenmezi Masum’u karşılaştığımız arkadaşlarımızın aracına transfer ettik. Şelalenin olduğu yerde inecek ve bizi karşılayacaktı. Yürüyerek ilerlerken Masum’un olduğu yere yaklaşınca bahsedilen trafoyu (!) gördük. Adeta insanlar göremesin diye ağaçların arasına saklanmıştı.

                                                                          Bahsedilen meşhur trafo (!)

                                                                         İnmeniz gereken patika yol

 

              Yolda ilerlerken sol tarafınızda bu manzarayı görüyorsanız

                                                                           hemen durun ve biraz geri gelin

                                                                      patika yolu ve trafoyu (!) göreceksiniz

Neyse ki sonunda şelalenin sesini duymuştuk. Ama tabi ki de ulaşmak o kadar kolay değildi. Aşağıya doğru biraz eğimli kaygan bir patika yolu bizi bekliyordu. Ceyda abla yolu görünce inmeme kararı alıp almamak arasında kalırken (çünkü çapraz bağları biraz sorunlu) biz Masum’la ilerlemeye başlamıştık. Sonra bir de baktım ki Serdar abi Ceyda ablayı ikna etmiş arkamızdan geliyorlardı. Tabi Masum destek için her zaman hazırdı. Hemen geri dönüp yardım etti. Tabi onlar tren gibi peş peşe gelirken bana da bu anı fotoğraflamak düştü.

                                                                                   

Sağlık sorunlarına rağmen yılmayan Ceyda ablamıza

                                                                          hep destek tam destek 🙂

Kısa ama meşakkatli patikanın ardından nihayet Hacı Mehmet Şelalesi’ne ulaşmıştık. Gerçekten de bu kadar aramamıza değecek bir şelale. Doğanın yeşilleri arasına saklanmış, rengiyle bile çevresindeki ağaçların yeşiline uyum sağlamış. Şelaleyi özel kılan bir başka özelliği de şelalenin döküldüğü yerde kendine bir göl oluşturması. Bu gölü Hacı Mehmet Gölü olarak adlandıranlar da mevcut. Doğal havuz bile diyebiliriz aslında buraya. İnsan eliyle yapılmış olsa bile bu kadar düzgün olamazdı bana göre. Eğer bir gün yolunuz düşerse yanınıza mutlaka şelaleye girebileceğiniz yedek kıyafet alın. Gezi planı bana sürpriz olduğundan ve yanımda uygun kıyafet olmadığından yüksekten atlamanın keyfine varamadım. Ama Serdar abimiz bunu deneyimledi. İnstagram hesabından videoyu izleyebilirsiniz (tıklayın). Şelalede bol bol fotoğraf çekip, çekildikten sonra Mençuna Şelalesi’ne varmak üzere yola koyulduk.

Hacı Mehmet Şelalesi ve Gölü

Ha bu arada bu benim misafir yazar olarak ilk yazım. Sevdiniz mi sevmediniz mi ya da siz ne tarzda gezi yazıları okumak istersiniz neleri eklemeli neleri çıkarmalıyım hepsini yorumlara bekliyor olacağım. Son olarak Masum’un bana bulduğu slogan olan “BANA SELFİE ÇUBUĞUMU VERİN SİZE DÜNYAYI GEZDİREYİM” adlı çalışmamı görmek için lütfen tıklayınız. Bu sloganın da benim gittiğim her yeri tek dönüşte 15 sn’lik videolara almam ve geleneksel ekip selfisi yapmam üzerine bana yakıştırılmış olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bol gezmeli, bol tozmalı günler diliyorum. Hoşçakalın…

 

Gezmek Güzel Şey & Hayat Gezince Güzel

Bir Yorum Yazın

Yazar: Nagehan

Herkese Merhabaaaaa, Öğrenciliği asla bitmesin isteyen bir üniversite öğrencisiyim. Boş zamanlarımda faaliyetlerde yer almayı, gezip görmeyi en çok da gezdiğim gördüğüm yerlerdeki tüm manzaraları kadraja girerek kartpostal olmaktan itinayla alıkoymayı seviyorum ;)