Belarus’un Minnak Şehri : Brest

Kiev’de başlayan dokuz günlük Ukrayna – Belarus maceramız, sakin şehir Minsk’te devam etmişti. Bir sonraki hedefimiz Lviv olmasına rağmen; Minsk – Lviv trenlerinin 2 günde bir olması Belarus’ta bir gün daha geçireceğiz anlamına geliyordu. Bu da bizi yeni bir gezi yeri arayışına itti. Arayışlarım sonucu Polonya sınırındaki Brest şehrini gözüme kestirdim 🙂

Evet, bu Brest I. Dünya Savaşı sonunda Ruslar ile Almanlar arasında imzalanan Brest – Litovsk anlaşmasındaki yer. Başkent Minsk’e yaklaşık 350 kilometre uzaklıkta. Bizim şehre ulaşıp, gezip, Lviv trenine yetişmemiz için yaklaşık 10 saatimiz vardı. Gidiş – gelişi de hesaplarsak Brest’te geçireceğimiz vakit 3 saat civarıydı. Zamanı dolu dolu kullanabilmek adına bir gün önce başkentten aracımızı kiraladık ve sabahın erken saatlerinde kendimizi yollarda bulduk.

Yollar öylesine düz ki, ucu bucağı gözükmüyordu. Aksaray – Konya yolunun bir benzeri desem, zihinde canlandırılması daha kolay olur sanırım 🙂 Yol boyunca “Dikkat! Sisli bölge” yazıları ile karşılaştık. Gerçekten de o bölgelerde yükselti artmamasına rağmen sise maruz kaldık. Yaklaşık 3.5 saat süren yolculuğumuz sonrası Brest’e ulaştık.

Minsk – Brest yolu

Vakit az olduğu için hızlı hareket etmemiz gerekiyordu. Bu yüzden bazı yapıları aracımızdan görmek zorunda kaldık. Bunlardan ilki de Resurrection Church (Diriliş Kilisesi) oldu. II. Dünya Savaşı kurbanlarını anmak için 90 lı yıllarda yapılan kilise, Brest şehrinin en büyük kilisesi konumunda.

Resurrection Church (Diriliş Kilisesi)

Aracımızı merkeze park ettikten sonra Sovetskaya Sokağı‘nda gezimize başladık. Burası Brest’in kalbi diyebileceğim ana bölge. Polonya’ya yakınlığının da etkisiyle bir Sovyet şehrinden çok Avrupai havası var. Trafiğe kapalı olan sokakta birçok kafe ve restoran mevcut. Ama Mc Donalds – Burger King falan yok, boşuna aramayın bizim gibi 😀 Sokağın sonunda ise 2009 yılında yapılan ve Brest’in tarihiyle alakalı bölümlerin tasvir edildiği Milenyum Anıtı bulunmakta.

Sovetskaya Sokağı

Brest’in merkezini geride bıraktıktan sonra merak ettiğim Brest Kalesi – Anıt Kompleksine doğru yola koyulduk. Kalenin bir diğer ismi de Brest – Litovsk Kalesi. II. Dünya Savaşı’nda Alman işgaline karşı verilen savunmadan ötürü 1965’te “Kahraman” ünvanı verilmiş.

Komplekse Giriş Kapısı

Kompleksin ana giriş kapısı kocaman bir Sovyet yıldızından oluşuyor (Biz bilmediğimiz için başka yerden girdik 🙂 ) Alanın içinde ise sizi anıtlar karşılıyor. Bunlardan bir tanesi “Susuzluk Anıtı“. Hikayesi şöyle: Savaşın ilk gününde düşman ateşiyle kaleyi savunanların su kaynakları yok olmuş. Ve o dönemlerde alışılagelmedik sıcak günler yaşanıyormuş. Su, yaralı askerler, kadınlar ve çocuklar kadar dönemin bazı silahları için de gerekliymiş. Bunun için de bazı askerler su alabilmek için, ölümü göze alarak nehir kenarına gitmişler. Ve birçoğu da o bölgede hayatını kaybetmiş.

Susuzluk Anıtı

Bir diğer büyük anıt ise “Ana Anıt” diye geçiyor. 54 metre genişlikte ve 30 metre yükseklikte olan anıtta bir Sovyet savaşçısının yüzü tasvir edilmiş. Bunların haricinde ise alanda Sonsuz Ateş, 100 metre uzunluğunda bir dikilitaş, Beyaz Saray ve müze bulunuyor.

Anıt kompleksinden sonra kendimizi Demiryolu Müzesi‘nde bulduk. Burası bir açık hava müzesi. Girişi sanırım 3-4 TL gibi bir rakamdı. Burada Sovyetler Birliği’nden kalma birçoğu çalışır durumda olan trenler sergileniyor. Hepsine olmasa da birkaçının içine girmek mümkün. 2002 yılında açılan müze, aynı zamanda film çekimleri ve çeşitli festivaller için de kullanılıyor.

Demiryolu Müzesi

Artık yavaş yavaş Minsk’e dönüş vakti. Haritamızdaki bazı yerleri hiç olmazsa aracımızdan görelim istedik. Onlardan birisi de Aziz Nicholas Kilisesi. 20. yüzyılda yanan bir ahşap kilisenin üzerine inşa edilen kilise Rus-Bizans tarzı mimariye sahip. Akşam ışıklandırmasını görememiş olsak da çok güzel olduğu söyleniyor 🙂

Aziz Nicholas Kilisesi

Brest’ten ayrılmış olsak da gezi listemizde iki yer daha vardı: Ruzhany Sarayı ve Kosava Kalesi. Hem Brest – Minsk yolu üzerinde olmaları, hem de birbirlerine yakın olmaları nedeniyle bu iki yapıyı rotamıza dahil etmiştim. İlk durağımız Ruzhany Sarayı oldu. 16. yüzyıl sonlarında Lehistan – Litvanya Birliği’nden soylu bir devlet adamının kalesi olarak inşa edilen saray, zaman içinde birçok kez zarara uğrayıp restore edilmiş. Hatta, 1914 yılında fabrika işçileri tarafından yanlışlıkla yakılmış 🙂 I. Dünya Savaşı sırasındaki maddi sıkıntılar ve II. Dünya Savaşı’nın etkileri sebebiyle tekrar restore edilememiş ve harabe halde günümüze ulaşmış. Yakın zamanlarda ise sarayın giriş kapısı restore edilmiş.

Ruzhany Sarayı

Bu arada Ruzhany Sarayı’nda bulunduğumuz sürede yanımızda küçük misafirlerimiz vardı. Okuldan çıkıp evlerine gitmekte olan iki küçük arkadaşımız bize rehber gibi bir şeyler anlatmaya başladılar. Olayı daha da ilginç kılan ise konuştukları dilin İngilizce olmaması. Onlar anlatıyor, biz anlamıyorduk 😀 Bu durum 10 dakika kadar sürdü. Sonucunda teşekkür etsek de gözlerinden para istedikleri anlaşılıyordu. Cebimizde kalan son bozuk paraları versek de arkadaşları memnun edemedik 🙂

Parayı beğenmeyen minik 🙂 Yanındaki Bekir abi

Ruzhany Sarayı’nı geride bırakıp son durağımız olan Kosava Kalesi‘ne yol aldık. 1838 yılında Gotik mimarisiyle yapılan kale sarayı (böyle geçiyor), Ruzhany Sarayı gibi I. ve II. Dünya Savaşları sebebiyle birçok kez zarar görmüş. Biz ziyaret ettiğimizde restore haldeydi. Bu arada kalenin hemen karşısında ne olduğunu çözemediğim bir müze bulunmakta 🙂

Kosava Kalesi

Belarus’ta Ruzhany ve Kosava gibi birçok kale ve saray bulunmakta. Bu ülkede fazla zaman geçirecekler için bizim gitmediğimiz Mir Kalesi‘ni de listeye koymalarını öneririm.

Kapanışı yapmadan önce Brest haritamı burada paylaşayım.

Brest’ten Minsk’e dönüşümüz, yoldaki duraklarımızı hesaba katmazsak yaklaşık 2.5 saat sürdü. Çünkü akşam 6’da kiraladığımız aracı geri vermemiz gerekiyordu 🙂 Aracı teslim ettikten sonra Minsk – Lviv trenimizle Lviv’e doğru hareket ettik.

Gezmek Güzel Şey & Hayat Gezince Güzel

Yorumlar

    büşra

    (20 Mayıs 2019 - 18:43)

    minskten breste sonra tekrarminsle ve Lvive gitmek saçma olmamış mı? brestten Lvive direk otobüs kullanabilirdiniz

    Serdar

    (20 Mayıs 2019 - 20:10)

    Yorumunuz için teşekkür ederim. Minsk – Brest arasındaki uğrak noktalarımız ve uluslararası gece treni deneyimi yaşamak istememiz sebebiyle böyle bir yol seçmiştik 🙂

    Ogün

    (23 Ekim 2019 - 01:36)

    7 senedir Belarus başkent Minsk’te ikamet etmekteyim. brest dışında ki şehirlerini de ziyaret etmenizi öneririm. ( grodno ; vitebsk ; gomel ; mogilev ) özellikle ; mogilev ve grodno güzeldir. her sorunuz için yardımcı olabilirim. whatsapp üzerinden 0534 728 99 99 iletişim kurabilirsiniz.

      Serdar

      (23 Ekim 2019 - 08:40)

      Benim açımdan tekrar Belarus’a gitmem kolay gözükmese de, eminim yazıyı okuyanlar faydalanacaktır. Onlar adına ben teşekkür ederim 🙂

Bir Yorum Yazın

Yazar: Serdar

Küçüklüğümden beri babam sayesinde ekonomik tatiller yaptık. Büyüdükçe babamın izinden gitmeye çalışıyorum :) Bugüne kadar kendime göre çok yer gezdim ancak bunları bloga yazma fikri arkadaşların ısrarı sonucu oluştu. Gezmek güzel şey, hayat gezince güzel :)